25 Mayıs 2020 Pazartesi

Kilit Taşı

Bir süredir yazma düşüncesinin içimde günden güne büyüyen, belirginleşen bir duyguya dönüştüğünü hissediyordum. Bu duygunun bir arzuya bürünmesiyle ne yazmak istediğime yönelik sorular zihnime dolaşmaya başladı. Elbette kendi yaşam tecrübelerimden paylaşımlar olacaktı… Gördüklerimi, okuduklarımı, sevdiğim ve merak ettiğim konuları kendi süzgecimden geçirip bana ait cümlelerle ifade etme isteğiydi bu içimden gelen. Sevdiğim ve ilgi duyduğum konuları ise başta sanat ve mimari olmak üzere mimari ile bağlantısı ölçüsünde tarih, kültür tarihi, mitoloji şeklinde sıralayabilmem mümkün.
Konya Mevlana Müzesi
(Belkıs Doğan-2017) 
                  Bildiğim yahut yeni öğrendiğim her şeyi başkalarıyla paylaşmayı, onlara anlatmayı oldum olası çok severim. Ancak kesin olan bir gerçeklik var ki söz uçuyor ve yazı kalıyor. Yazmak ise en çok yine kişinin kendisine iyi geliyor şüphesiz. Velhasıl bu duygu ve düşüncelerle, bahsi geçen konularda serbest yazılara yer verme niyetiyle yola çıkıyor ‘KilitTaşıBlog’.  
                  İlginç olan ise bir yerden başlamak gerektiğini düşünüp ‘Kilit Taşı’na varmak oldu esasen. Zira ‘başlama eylemi’ ile ‘Kilit Taşı’ terimi kendi içinde bir tezat teşkil ediyor. Nedeni ise Kilit Taşı’nın anlamında saklı…
Peki, nedir Kilit Taşı?
Tarihî serüveni, mimaride bir dönüm noktası olan kemer yapımının ortaya çıktığı Antik Roma Dönemi’ne (M.Ö.VIII. yy) kadar uzanıyor. Nitekim Kilit Taşı demek kemer demektir. Bir başka ifadeyle Kilit Taşı olmazsa kemer de olmaz.
Süleymaniye Camii
Neden mi?
Çünkü taşlardan örülü kemerin orta ve en üst bölümüne, en son yerleştirilen ve kemeri ayakta tutan taştır Kilit Taşı. Aynı durum kubbe ve tonozlar için de geçerlidir. Günümüze ulaşan, ihtişamlı ve heybetli duruşlarıyla bizleri büyüleyen devasa kubbeli yapıları ayakta tutan da bir Kilit Taşı’dır nihayetinde. Kubbe, tonoz ve kemerlerin tepe noktalarına konan ve örgüyü kilitleyerek üstüne gelen ağırlığı yanındaki taşlara aktarandır Kilit Taşı. Görkemli mimari eserlerin inşa edilebilmesi için olmazsa olmaz bir anahtardır aynı zamanda. Bu özelliği sebebiyle anahtar taşı olarak da anılır kimi kaynaklarda. Altı dar üstü geniş görünümüyle geometride ters bir eşkenar yamuğa benzer. Alt kısmı üstüne göre dar olmalıdır ki yek vücut duruşlarından sorumlu olduğu taşları sımsıkı kenetleyebilsin. Böylece bir köprüye, bir kubbeye binen ağırlığı dengeler ve bu ağırlığın sırasıyla en yakınındaki taştan en son taşa kadar aktarılmasını sağlar.
Ayasofya Camii
Kubbeler onun sayesinde ayakta durur,
Köprüler, kemerler, tonozlar ha keza…
Öyle ki Kilit Taşı olmadan ne Ayasofya olur, ne Süleymaniye, ne Mostar, ne Malabâdi, ne Mağlova ne de kemerlerinin birbiri ardına sıralanışı ile insana bambaşka alemlerin kapısını aralayan Elhamra…


Mağlova Su Kemerleri
Şiraz Vekil Camii
(Belkıs Doğan-2017)
Belki de bu nedenle çoğu zaman tezyinatın en güzelini hak eder Kilit Taşı. Roma ve Bizans’ta zarif bir figürle, ve ekseriyetle kadın figürü ile bezenir. İslam mimarisinde daha çok geometrik ve bitkisel bezemesiyle ön plana çıkar. Bunun yanı sıra Amasya Darüşşifası’nın taç kapısını ayakta tutan Kilit Taşı’nda olduğu gibi İslam mimarisinde de istisnai süslemeleri görmek mümkündür.
                  Ne var ki o bir başlangıç değil, bir esere yerleştirilen en son taştır… Bu nedenle bir başlangıç yazısı için biraz tezat biraz ironi içermektedir.
Öte yandan Kilit Taşı’nı çekerseniz eğer yapı dağılır, çöker… Son taştır belki ama o olmadan da eser tam manasıyla vücut bulamaz..
Bitirirken,
Sembolik dilde kadını temsil ettiği düşünülür Kilit Taşı’nın, zira kadın giderse hayat dağılır, çöker…
Efes Antik Kenti Hadrianus Tapınağı
Ancak bu başka bir yazının konusu olacak kadar derin bir mevzu… Kim bilir gün olur onun da kaleme alınacağı vakitler gelir…


Amasya Darüşşifası Taç Kapısı
(Belkıs Doğan-2017)

Mardin Zinciriye Medresesi Mihrabı
(Belkıs Doğan-2016)













İsfahan Khaju Köprüsü
(2017)

9 yorum:

  1. Naif olduğu kadar dolu da bir dille yazmışsınız. Kilit taşı ve kadın benzetmesi beni çok etkiledi, kadın giderse hayat dağılır, çöker.. yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyor olacağım zira tarihi, mimariyi psikolojiyle böyle güzel harmanlayan bir dil daha neler anlatacaksa dinlemek istiyorum..

    YanıtlaSil
  2. Yazı yazmakta bir sananttır elbette ve akıcı bir dille yazılmış güzel bir yazı olmuş. Kalemine ve yüreğine sağlık. Yeni yazılarını sabırsızlıkla bekleyeceğim özellikle kadına dair

    YanıtlaSil
  3. Ellerinize sağlık. Böyle güzel ve başarılı yazıların devamını görmek dileği ile, blog’unuz tebrik ederim.

    YanıtlaSil
  4. Tebrik ederim güzel bir yazı olmuş güzel eserlerle ilgili farklı bilgiler verdiğin yazılarının devamı gelsin inşallah🤲

    YanıtlaSil
  5. Kaleminize kuvvet.. Başlık ve başlangıç yazısı olması yönünden aslında zıt kavramlar değiller bana göre kilit taşı ne kadar en son yerleştirilsede en baştan yeri ve zorunluluğu bellidir. Yazınızda kullandığınız üslubun temel seviyede teknik ve bilimsel açıklamalarda olmasıda her kesimden okuyucunun daha rahat okumasını sağlıyor. Bundan sonraki konu ve yazılarınızı bekliyoruz elinize sağlık ��

    YanıtlaSil
  6. Sade ve akıcı bir üslubun ilmi donanımla harmanlanmasına harika bir örnek .. Tebrik ederim .. Sabırsızlıkla diğer yazılarınızı bekliyor olacağım ..

    YanıtlaSil